Buradasınız: Haberita » Eğitim » Trafik Kazaları Azaltılabilir mi?

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ölüm sebepleri sıklığı açısından trafik kazaları 2000 yılında 12. sırada iken 2012 yılında 9.sıraya yükselmiştir. Her yıl takriben 1.2 milyon insan trafik kazaları nedeniyle hayatını kaybediyor, 50 milyon insan da yaralanıyor. Bu anlamda trafik kazaları günümüzde ciddi bir toplum sağlığı problemi olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye’de meydana gelen trafik kazaları sonucunda ölen insanların sayısı Avrupa Bölgesi ile nüfus düzleminde karşılaştırıldığında, ortalama bir değerde seyrediyor. Bununla beraber, Avrupa ülkelerinde her 1000 kişiden 339’u özel araç sahibi iken Türkiye’de ise bu sayı yalnızca 87.

Günümüzde trafik kazaları ciddi bir toplum sağlığı problemi olarak karşımıza çıkıyor.

Günümüzde trafik kazaları ciddi bir toplum sağlığı problemi olarak karşımıza çıkıyor.

Yollarda, daha az sayıda araç ile çoğu ülkeye göre, daha çok ölümlü kazalar yapılması, trafik kazalarının, ülkemiz için ne denli büyük bir problem olduğunu gösteriyor.

Bu anlamda, Türkiye için ciddi bir sorun olan trafik kazalarının azaltılmasına yönelik 113Y417 kodlu TÜBİTAK projesi geliştiriliyor. Bu projenin yürütücüsü olan Afyon Kocatepe Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Saffet ERDOĞAN Haberita’ya özel açıklamalarda bulundu.

Bu önemli projenin adı, “Trafik Kaza Kara Noktalarının Belirlenmesi için Coğrafi Bilgi Sistemleri Destekli Mekânsal İstatistiksel Metotlar ile Bir Model Geliştirilmesi “.

2014 yılından beri yürütülmekte olan projede Harita Mühendisliği Bölümü, İstatistik Bölümü, İnşaat Mühendisliği Bölümlerinden toplam 15 öğretim üyesi çalışıyor.

Temel amacı; trafik kazalarının, buna bağlı olarak da can ve mal kayıplarının azaltılması olan bu proje ile birlikte trafik kazalarının yoğunlaştığı trafik kaza kara noktalarının tespitine yönelik yeni bir model oluşturulması amaçlanıyor.

Peki projenin de adında geçen “Kaza kara noktası” nedir? Genel olarak kaza kara noktası, trafik kazalarının yoğunlaştığı kesim veya noktalara verilen addır. Diğer bir deyişle, belirli bir nedene bağlı olarak kaza yoğunluğu yaşanan kesim ya da noktalara verilen addır.

Tam da bu noktada ERDOĞAN, bu projenin amacının sadece kaza kara noktalarının belirlenmesi değil, o noktaları tespit edecek mekânsal bazlı bir modelin ortaya konulması olduğunu belirtti.

Projenin yürütücüsü AKÜ Harita Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Saffet ERDOĞAN.

Projenin yürütücüsü AKÜ Harita Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Saffet ERDOĞAN.

Çalışmada KGM sorumluluk alanlarında meydana gelen 2005-2013 yıllarına ilişkin 9 yıllık trafik verileri kullanılıyor. Bu 9 yıllık veri yaklaşık 220 bin kaza kaydı içeriyor. Türkiye kara yolu ağı, Open Street data ve KGM haritaları kullanılarak sayısallaştırıldı, kategorize edildi, topolojik ilişkileri düzenlendi ve rota olarak formatlandırıldı.

KGM’den edindikleri 9 yıllık kaza verileri ile büyük bir veri havuzuna sahip olduklarını belirten ERDOĞAN, çok farklı yönden kazaları inceleme fırsatı bulduklarını söyledi. ERDOĞAN, “Veri çok olunca farklı yönlerden veri analizi yaparak hem zamansal hem de mekânsal yönden trafik kazalarının yoğunlaştığı yerleri araştırdık.” dedi.

ERDOĞAN, kazaları zaman bazlı ele aldıklarında, kazaları hem mevcut saat dilimine (UTC) hem de İslami vakit aralıklarına yani güneş takvimine (17 vakit aralığı) göre incelediklerine dikkat çekti.

“Gece yarısı vakti ile teheccüd vakitleri arasının en tehlikeli vakit aralığı olduğu görülüyor.”

İki zaman birimine göre de kazaların sayısal olarak mesai saatlerinde yoğunlaştığını ifade eden ERDOĞAN, “Kaza oranlarına bakıldığında ise İslami vakitlere göre gece yarısı ile teheccüd (gece saat 2-3) vakitleri arasının en tehlikeli zaman aralığı olduğu görülüyor. Bu anlamda bu vakitlerin kaza olma riski açısından fazladır. Bu saatler arası araç sayısı azdır ama araç sayısına oranla meydana gelen trafik kaza sayısı fazladır. Bu vakitler arasın karanlık ve uyku faktörünün varlığı riskin yüksek çıkmasında önemli iki etken.” dedi.

“9 farklı metodu kullanarak sonuçlarımızı çıkarttık.”

ERDOĞAN, “Kaza kara noktalarını mekânsal olarak incelerken ise 9 farklı metodu kullanarak çalışmalarımızı gerçekleştirdik.” dedi. Şu anda metotları ve elde ettiğimiz sonuçları karşılaştırma ve metotların performanslarını inceleme aşamasında olduklarını söyleyen ERDOĞAN, “Bir sonraki aşamada bunlara ağırlıklar verip modelimizi ortaya koyacağız. Modelimizi ortaya koyunca meydana gelmiş kazalarla ile beklenen kaza değerlerini kullanarak olası riskli yerlerin tespitini gerçekleştirmiş olacağız.” dedi.

2014 yılında başlayan proje temmuz ayında tamamlanacak.

2014 yılında başlayan proje temmuz ayında tamamlanacak.

“Eş zamanlı olarak kaza kara noktalarını belirleyip bunun uyarısını navigasyon cihazlarında göstereceğiz.”

Bir sonraki aşamada Karayolları Genel Müdürlüğü ile işbirliği yapabilirsek (KGMden eş zamanlı verileri alabilirsek) trafik verisini de eş zamanlı alarak, kaza kara noktalarını belirleyip bunun uyarısını da navigasyon cihazlarında göstermeyi planladıklarını aktaran ERDOĞAN, “Trafik hacmi değiştiğinde yani trafikteki araç sayısı değiştiğinde kara noktalarının yeri de değişebilecek. Bu modelde araç yoğunluğu bir girdi, bunu anlık veri olarak aldığımızda otomatik olarak kara noktalar da eş zamanlı olarak değişebilecek ve o anki sürücülere navigasyon cihazı üzerinden online olarak çeşitli sesli ve görsel uyarılarla verilecek. Bu uyarı da, “Şu anda trafik güvenliğiniz açısından riskli bir bölgeye yaklaşmaktasınız.” şeklinde olacak. KGM’den o veriler alınamazsa, kara noktaları statik olarak sunulacak.” dedi.

“Bu metotla çevresel etkenlerden kaynaklanan problemli yerleri de tespit edebiliyoruz.”

ERDOĞAN, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün kusur olarak sadece yolun geometrik özelliklerine baktığını belirtirken, örnek olarak; “Afyon-Konya yolunun 37.kilometresini, biz kara nokta olarak belirledik. Çift yol ve geometri açısından bağlantı sayısının az olduğu dümdüz bir yol burası. Burayı KGM kara nokta olarak belirlememiş ama burası kazaların sık olduğu yerlerden birisi. Biz burayı incelediğimizde burada 3-4 tane tuğla fabrikası olduğunu gördük. Öncelikle hafif yağışlarda tuğla fabrikasından çıkan tozlardan yolun kayganlaştığı ve devamlı şerit kaybıyla burada çarpışmaların olduğu tespit edildi yani yol geometrisinde kusur yok ama çevresel etkenler işin içinde. Dolayısıyla bu metotla yol geometrisine bağlı olmayıp da çevresel etkenlerden kaynaklanan problemli yerleri de tespit edebiliyoruz.” dedi.

2014 yılında başlayan proje temmuz ayında tamamlanacak.

Telif Hakkı: © 2010 - 2021 Haberita - Tüm hakları saklıdır.